Tarihin akışı içinde bazı olaylar akışın yönünü değiştirirler. Bir tek düşüncenin bütün bir akışı nasıl derinden etkileyebildiğine inanamazsınız. Düşünce, bazen kendi başına son derece önemlidir, bazen de değildir. Ama tetiklediği dönüşümler ‘devrim’ niteliğinde olur.
Scrum klasik yöntemlere karşı bir devrimdir, manifestoyu okuduğunuzda “monarşi” karşıtlığı net olarak göze çarpmaktadır.Bir yazılım projesinde monarşi nasıl olur ? Şöyle izah edeyim, eğer bir projenin gerekliliği, uygulanması, kontrolü hatta ödüllendirilmesi tek bir otorite tarafında yapılıyorsa bu monarjidir. Scrum gibi metodolojiler bu güç odağının despot tarzı yerine; şeffaf ve oto kontrollü bir mekanizmayla değişimi yönetmeyi önerir.
Günümüz rekabetçiliğinde şirketlerin karşına inovatif rakipler çıkmakta bu sebeple kurumsal şirketler konvansiyonel işlerinin yanına bir de inovasyon birimi de kuruyor. Bu refleksleri finans ve bankacılık gibi geleneksel sektörlerde dahi görebiliyoruz. “Zamanı gelen bir fikirden daha güçlü bir şey yoktur.” lafını doğrularcasına bu şartlarda scrum gibi değişimi yönetme anlayışları daha da önem kazanmaktadır…